Category: VİDEO-MÜZİK-FİLM-FOTOĞRAF


DOWN1

Reklamlar

papi

‘YAĞMUR’ Kıyamet Çiçeği – Tüm kitapçılarda yerini aldı. Kazım Koyuncu, Trabzonspor ve Çernobil Faciası… YAĞMUR değerli eleştirilerinizi bekliyor…

Yağmur Kıyamet Çiçeği Facebook sayfası Linki:http://www.facebook.com/pages/Ya%C4%9Fmur-K%C4%B1yamet-%C3%87i%C3%A7e%C4%9Fi-Onur-Ayd%C4%B1n/493665107310642?ref=ts&fref=ts

Söz-Müzik: Sezen Aksu
Bu korkunç kuraklık
Boynu bükük buğday başakları
Bu çorak toprak, bu susuzluk
Tanrı’nın kuruyan gözyaşları

Bebeler ergen doğuyor
Ninniler kahramanlık masalları
Yaşayanlar bu kanlı haritada
Taşırken iki büklüm onca yası

Bir büyük gözaltı hayatımız
Ölü çocuklar coğrafyasında
Kayıplar destanı hikayemiz
Melekler anaların dilsiz yasında

Bu bir bataklık
Yutuyor körpe tomurcukları
Dört kitap yazıyor
Eşittir Tanrı’nın çocukları

Her insan meyillidir ihanete, cinayete
Her insan merhametli ve zalimdir
Bir yandan gücün suç ortaklığında
Bir yandan sızlar vicdan, ilahi bir takiptir

UYAN

İki gözü iki çeşme
Hepimize sesleniyor
Deva bul bu derde

Gel beni kurtar diyorKanadı kırık kuş gibi
Garibin içi kan ağlıyor
Beni ateşe atmadan önce
Vicdanına bir sor diyor

Uyan uyan uyan uyan
Koy elini kalbine geç olmadan
Bu yolun sonu yokuştur deme
Dağları aşarız eğer inanırsan

Uyan uyan dostum uyan
Koy elini kalbine geç olmadan
Bir olur geliriz üstesinden
Her şey mümkün eğer inanırsan

Böyle gelmiş böyle gider
Deyip de sakın aldanma
Kim bilir, belki de değer
Sen en iyisi doğrundan cayma

Aç gözünü gör de bak
A gülüm kendini kandırma
Senin de yüreğin yanacak
Hele bir ortak ol da yangınına

Uyan uyan uyan uyan
Koy elini kalbine geç olmadan
Bu yolun sonu yokuştur deme
Dağları aşarız eğer inanırsan

Uyan uyan dostum uyan
Koy elini kalbine geç olmadan
Bir olur geliriz üstesinden
Her şey mümkün eğer inanırsan

Yerimiz yurdumuz toprağımız
Yok oluyor ebediyen
Evimiz yuvamız biricik ocağımız
Gidiyor elden

Uyan uyan uyan uyan
Koy elini kalbine geç olmadan

Sazı ve sözü ile Orhan Gencebay da bu şarkıya eşlik ediyor

Alttaki linkte bulunan, gerçek  yaşam öyküsü için  yazılmıştır,

gercek-bir-oyku-kirintinin-baslari-turkusunun-kahramani-recep-oglu-ismailin-yasam-oykusu-1881-1911




Gün doğmadan uyandı kapıcı Kasım
Arandıda yaktı ilk Bafrasını
Sonra kalktı yaktı kaloriferi
Dışarda yaman bir ayaz vardı

Asiye karısı kızı Safinaz
Uyuyorlardı sessiz upuzun
Dün bütün gün on numarada çamaşırdaydılar
Ellerin kirini yuğmaktan yorgun

Yeni bir gün diye düşünmedi ki
Değişik ne olacaktı ki
Onca daire onca merdiven
Bakkala git ekmek al çöp dök çöp

Yaktı ocağı çayı demledi
Sonrada kaldırdı Asiyesini
Ben çıkıyorum dedi siparişlere
Gecikmesin kızı uyandır dedi

Asiye kadın zorla yekindi
Of dedi bir of anam anam 
Kızım Safinaz kalk okul vakti
Daha çok uykum var uykum var anam

Güz günü dökülen yapraklar gibi
Öyle farksızca geçerken yıllar
Asiye temizlikte Kasım ın çıkta
Safinaz orta ikiye başlar.

Okusun tek taş çekerim sırtımda
Okusun kul olmasın ellere diyen Kasım
Geçikçe sınıfları Safinaz yıl sonunda
Kasılıyordu kapıcı Kasım kasım kasım

Herşeyin fiaı artıyordu ancak
Et, süt, bez, tuz vede yakacak
Ve kitap ve defter ve kalem ve açacak
Artmayan tek şey aylığıydı Kasımın
Artmayan tek şey aylığıydı ancak

Fiatlar artıyordu Kasımın ücreti sabit
Fiatlar artıyordu Safinaz okuyordu
Safinazın okuduğu kitaplar yazıyordu
Bir doktorun işçiden şerefli olduğunu

Fiatlar artıyordu Kasımın ücreti sabit
Kasımın ücreti fiatlara yetmiyordu
Birkaç ay daha dişini sıktı kapıcı Kasım
Safinaz artık okula gidemiyordu

Mecburdu artık Safinazda çalışmaya
Aile bütçesine katkıda bulunmaya
Okul önlüklerini ağlayarak çıkardı
Daha ondördünde fabrikaya başladı Safinaz

Gine erken kalkıyordu Safinaz sabahları
Her sabah geçerek o aynı sokakları
Kendi gibi insanlarla doldurup fabrikaları
Kendi gibilerine satıyorlardı yaptıkları malları

Safinaz ondördünde at gibi çalışıyor
Sendika yok sigorta yok iş güvenliğide yok
Safinaz haftasonları sinemaya gidiyor
Bekliyor o filmlerdeki o zengin bey çocuğunu

Kendinden büyük kızlar kuaföre gidiyor
Hafta sonları boyalar sürüyorlar yüzlerine
Pazartesileri localardan söz ediyorlar
Safinaz anlamadan bakıyor yüzlerine

Safinaz fotoroman okuyor Safinaz kupon kesiyor
Babası kader diyor piyango bileti alıyor
Günden güne yaşlanıyor dertleniyor anası
Safinaz eve erken gelmekten sıkılıyor

O aybaşı aylığından pudra aldı kendine
Bir çift uzun çorap topuklu ayakkabı
Pudrayı sürüp sürüp aynadan baktı yüzüne
Ve o hafta sonu eve biraz daha geç geldi

'Bir emeklinin oğluyum adım Niyazi
Jön Niyazi de derler dostlar sağolsun
Lise sondan terk okul durumum
Fabrikada muhasebeye takılıyorum

Peder sağolsun levazımcıydı
Çok dostları vardı o zamanlardan
Eskiden yağ tüccarıymış şimdiki patron
Babamın dostuymuş o zamanlardan

Okulda çok çaktım matematikten
Şimdi matematikten buluyorum yolumu
Ne biçim dünya bu dinine yandığım
Aç bir ufak daha kafamızı bulalım

Ha onu diyordum abiler adım Niyazi, 
Jön Niyazide derler dostlar sağolsun 
geçenlerde bir yavru düştü fabrikaya 
mmm fıstık gibi ama adı biraz fazla 
Aysel değil Canan değil ya. Safinaz. 
Hoş hepsi naz olsa ne yazar geçenlerde 
karşılaştık iş çıkışında çaktım beykozu dedim. 
Haftasonu ha anlarsınya.....' 
Bir kutu pudra sürmüş çıktıda geldi. 
Keh Keh Keh Keh.

Aylardan Ramazan Teravih sonrası
Namazdan dönene dek bekledi karısı
Gelince Kasım usul usul dokandı
Bu kızda bir haller var dedi Asiye

Kasım irkildi 'Nola dedi' nolabilirki?
Asiye sustu başını öne eğdi
Sonrada fısıldar gibi konuştu Asiye
Dün gece sayıklıyordu 'Yapma Niyazi
Kasım dellendi fırladı yerinden
Tutup dövdü kızı Allah yarattı demeden
Hiç ağlamadı Safinaz öylece baktı babasına
O akşam çıktı gitti ve bir daha eve hiç dönmedi

Baba evinden çıkıp gitmek kurtuluş mu kurtuluş mu?
Düşündün mü bu yolun sonu düzlük mü ya yokuş mu?
Varacağın en son nokta doğru mu yanlış mı?
Nereye Safinaz?

Niyazi'den hayır umma ilaçsız bir kele benzer
Fabrikadaki yömiyen söylesene neye yeter
Bak duruyor hususiler el ediyor cici beyler
Nereye Safinaz?

Genelevde sermayesin patron alır kazancını
Dostun kumarda kaybeder senden çıkarır hıncını
Yıllar geçer sen çökersin dilenirsin aç avcunu nereye
Nereye Safinaz?

Bazen şansın yaver gider biri çıkar evlenirsin
Bazen açarsın gözünü bir genelev işletirsin
Söylesenize Safinazlar bütün bunlar kurtuluş mu?
KURTULUŞ NEREDE
NEREDE SAFİNAZ
ONBİNLERCE SAFİNAZ
KURTULUŞ NEREDE?

İki insan bir noktaya bakar dururlar
Herkes kendi gördüğüne doğrudur der ya
Benim için benim hayalim doğru be insan
Senin için senin hayalin doğru be hey can
İnsana yön göstermek çok zor be hey can
Ruhun alabildiğini aklın anlamaz
Senin yüreğinde yatan en doğrusu can
Senin ruhunda yatan en doğrusu can
Bu bir masal, bir hikâye değil be hey can
Doğada var bu gerçek, anla be hey can
Doğa sana tüm gerçeği söylüyor hey can
Doğayı anlamazsan çok zor be hey can
Senin doğan, senin ruhun saygı göster sen
Sevgini hiçbir zaman eksik etme sen
Aklın gücü, ruhuna yetmez be hey can
Aklın gücü, doğana yetmez be insan
söz-müzik-düzenleme: Arto Tunçboyacıyan

No habra nadie en el mundo

Kimse olmayacak bu dünyada
Sular özgür olduğundan beri
Kaynaklar arasında özgürce yaşar,
Yaseminler ağlamaklı
ve ben anlamıyorum
güzelim nasıl olur da gözlerinde sadece çöller var?
Güzel bir öğleden sonraydı
zeytin ağaçları arasındayken
kimse, hiç kimse görmedi seni nasıl sevmiş olduğumu
seni nasıl sevdiğimi.
Bugün zeytin ağaçları uyuyor ama benim uykum yok.
Gururunun açtığı yarayı iyileştirebilecek kimse olmayacak bu dünyada
Canımı nasıl yaktın anlayamıyorum,
Bana verdiğin bunca sevgiden sonra…
Olur da geri dönersen, sana eski türküler söylemeyi düşündüm
aşk ve acıları anlatanlardan..
Geri döndüğün zaman güzelim,
seni öpücüklere boğacağım.
Ve yüksek yerlere uçacağız
bulutların yavaş ilerlediği.
Dudaklarım vücudundan yavaşça kayacak
o kadar yavaş ki zaman kesinlikle duracak
Gururunun açtığı yarayı iyileştirebilecek kimse olmayacak bu dünyada
Canımı nasıl yaktın anlayamıyorum,
Bana verdiğin bunca sevgiden sonra…

“Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar ‘a, ateş hırsızlarına, Ernesto “Çe” Guevara’ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.”

Kâzım Koyuncu’nun Anısına Nükleer Blog

%d blogcu bunu beğendi: