8.Eylül.2013
kartal
Kartal hepimizin hayata bakması gereken yerden, çok yukarlardan yeni biçilmiş buğday tarlasına baktı…Ustaca süzüldü, zarifçe sarı denize kondu…
Can kurtarmaya gidenlerin aracı az sonra hızla yanından süzülüp yanından geçerken, araçtakilerden biri gördü onu…
-Yaralı olabilirmi acaba bir baksak mı dedi içlerinden biri…
Aracın içindekiler “kendi içlerine saniyeler içinde bir derin bakış attılar”
-Dönelim ! Dediler
İlk sapa…ktan döndüler…Kartalın sarı denizine geldiler…Başak saplarının arasına yürüdüler…Kartal görkemli kanatlarını açtı, yukarlara çıktı, can kurtarmaya gidenler derin birer soluk aldılar…
On dakika, yalnızca on dakika geç kalmışlardı yardıma çağrıldıkları yere…
Bu on dakika gecikmenin yirmi yavru köpeğin hayatını kurtaracağını bilmiyorlardı.
Kartal biliyor muydu acaba…Yukarlardan görmüş müydü küçük bir kafese üstüste çöp gibi tıkıştırılan ve bir çöplükte susuzluktan kuruyarak bir kaç saat içinde can verecek bu minik canları…
Can kurtarmaya gidenlerin aracı “bir toplama yerine” girerken içerden kafesli araç çıktı…
Yavru köpeklerle göz göze geldiler…
İçlerine derin bir bakış atacak zaman yoktu…
“Takip et” dediler hep birlikte…
Kilometrelerce izlediler yavru köpekleri ölüme götüren aracı…
Yakaladılar !
Birbirinden sevimli “bizim çocukları” can kurtaran ablaların abilerin sevgili kucaklarında önce sevgi, sonra yemek ve su bulacakları yeni evlerine götürüldüler…
Kaçı uzun yaşar, çok mutlu olur bilinmez…
Bilinen hayatta erken varılan yada geç kalınan on dakikaların ne kadar önemli olduğudur…
Kartal bunu biliyor muydu ne dersiniz…